18664 421x281 ERKEKLER NASIL SEVER?

Sinemasal tatlar barındıran ama senaryodaki sorunlar nedeniyle hedefine tam olarak ulaşamayan bir aşk hikâyesiyle çıkıyor karşımıza. Genç bir kızın Eskişehir’in caddelerinde koşmasıyla başlıyor “Adını Sen Koy”. Parlak renkler, canlı bir şehir ve birbirini seven hayat dolu iki genç insan… Tuna Kiremitçi bizi filme süratle dahil etmeyi başarıyor.

Bir evliliğin arifesindeyiz. Eskişehirli varlıklı bir ailenin çocuğu olan Can (Ali İl) ile İstanbullu Aybige (Melis Birkan) evlenmek üzereler. Aybige, Can’ın nikâh şahitliğini yapacak en yakın arkadaşı Ilgaz (Cemal Toktaş) ve intihar takıntılı abisi Harun (AhmetMümtaz Taylan) ile tanışınca öykü de ağır ağır şekillenmeye başlıyor.
Başlarda montajın ritimsizliğini, diyalogların gereksizce uzayıp gitmesini önemsememeye çalışıyor, Tuna Kiremitçi’nin sakin, dengeli anlatımı ve Soykut Turan’ın geniş ekran görüntü çalışmasının yardımıyla filmin yoluna girmesini bekliyorsunuz. Ama dakikalar geçtikçe hikâyenin açıkları ve senaryonun zaafları daha çok gözünüze batıyor.Mesela, Ilgaz ve Can’ın arkadaşlığı. Özellikle Ilgaz için bu arkadaşlık ne ifade ediyor, belli değil.
Oysa filmde olup biten her şey, özünde bu arkadaşlıkla ilgili. Ilgaz’ın ‘büyük aşk’ı konusunda da Kiremitçi nedense son derece ketum. Bu bir surete, resme duyulan tasavvufi bir aşkmı? Nasıl başlamış, nasıl gelişmiş? Cevabı siz bulacaksınız. Boşlukları doldurma oyununa hoşgeldiniz! Peki ipucu varmı? Yok.

Bunun yerine Kiremitçi senaryodaki başka gelişmeleri boşluk bırakmadan, gayet tafsilatlı bir biçimde geliştiriyor. Aybige’nin Ilgaz’dan etkilenme sürecine ve Harun’la Ilgaz’ın abi kardeş ilişkisine yoğunlaşıyor. Evet, Harun filmde anahtar bir karakter ve iyi yazılmış. Ama filmde işgal ettiği yer anameseleden sapmamızı sağlıyor, dengeyi bozuyor. Kiremitçi, hedeflediği gibi erkeklerin aşkı üzerine akılda kalıcı şeyler söyleme fırsatını tam olarak kullanamıyor.

Keşke, finale doğru Can’ın köy evine baktığı sahnedeki o derinliği, anlamgücünü bütün filme yayabilseymiş. Aslında Can biraz daha iyi anlayabildiğimiz bir karakter. Ilgaz ise içini sizin dolduracağınız bir gizemadamı. Acılarla olgunlaşmış, çok iyi bir insan olduğunu daha ilk andan kabul etmek zorundayız. Belki o zaman filmi sever, hatta sonunda gözyaşı bile dökebilirsiniz.

Ama ben sinemada bu tür karakterlerin artık geçmişte kalması gerektiğini düşünüyorum. Kiremitçi etkileyici bazı sahneleriyle geleceğe dair bazı umut ışıkları yaksa da,
bu ilk filminde bence senaryo konusundaki tecrübesizliğinin kurbanı oluyor.
FİLMİN NOTU: 6

Kaynak : H2


Popüler yazılar:

Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Add to favorites
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • MySpace
  • Twitter
  • Wikio
  • Xerpi
  • Yahoo! Bookmarks
  • Yahoo! Buzz